top of page

Oyun ve Yaratıcı Alan Üzerine

  • Aug 5
  • 1 min read

Updated: Aug 11

Winnicott, bir çocuk ya da yetişkinin yalnızca oyun oynarken yaratıcı olabileceğinden söz eder. Oyun kurmak, oyun bozmak, oyunun içinde beklenmeyen bir durum karşısında yeni ve farklı gözlerle bakmayı deneyerek oyuna devam etmenin yollarını aramak..aynı anda hem üzgün ve heyecanlı hem de hüzünlü ve meraklı hissedebilmek belki..


Deneyimlerin sindirilebilir hale gelmesi için biraz yumuşaması ve belki sadeleşmesi gerekebilir. Tüm bunlar bilinmezliği bol, el yordamıyla ilerlenen ara zaman ve mekanlarda yaşanırlar. O ara alanda deneyimin iyisi kötüsü değil, bilinmeyeni ve henüz keşfedilmemiş olanı vardır. Bu deneyimleri keşfetmek ise oyun oynayabildiğimiz yaratıcı alanlarla mümkün olur. Henüz belirmemiş ama belirecek olan, yaklaşmakta olan farklı potansiyelleri hayal etmeye zaman yaratmak adım adım o deneyimin doğasını belirler. Sanatın yol göstericiliğinde, geçiş alanlarındaki ara tonları keşfetmek, kusurlunun, eğrinin büğrünün anlamının değiştiği, küçük de olsa hissedilerek atılan adımlarla ilerlediğimiz bir anlayışla hareket etmek nasıl olurdu?


Çocuklukta oyunlarla kaplı bu ara alanların, yetişkinlikte düşlemenin ve oyunsuluğun sürdüğü yaratıcı sanat alanlarına dönüştüğünü de söylüyor Winicott. Dışavurumcu Sanatlar yaklaşımı bu ara alanda bedenin duyarlı ve keşfedilmeyi bekleyen potansiyellerini araştırmayı önceler. 


Stephen K. Levine’nin Poiesis Psikolojinin Dili ve Ruhumuzun Söyledikleri kitabında şöyle diyor: 


“Bir şekilde kendime dönmeli ve asla kaybetmediğim şeyi tekrar bulmalıyım: Varlığımın yaratıcı zeminini.”*

bottom of page